İnsan Nasıl Yaşamalı? (II)

Bu yazı ilk yazımın devamı niteliğindedir. Eğer ilk yazımı okumadıysanız ''Albert Camus: Kimlik, Değerler, Hayat Amacı ve SON: İntihar (I)'' yazımı okumanızı öneririm.

İlk yazımda ''hayat bu şartlarda yaşamaya değer mi?'' sorusunu sorarak, kendimizi aşmamız gereken ilk adımı atmıştık. Bu yazımızda ise hayatımızı nasıl şekillendirmemiz gerektiğinden bahsedeceğim. Elbette ben bir yaşam koçu ya da psikolog değilim. Sadece gördüklerimi ve deneyimlediklerimi sizlerle paylaşıyorum.

Hayatınızı kurmaya ilk olarak bir şarkıyla başlamak gerekiyor. Kendinizi ifade edebileceğinizi düşündüğünüz ve sizin için bir anlam oluşturan bir şarkı seçerek işe koyulabilirsiniz. Bir şarkı deyip geçmeyin. Bir şarkı, çok şey anlatır. Tarzınızı, zevklerinizi, hayata karşı bakışınızı ifade eder. Hayata atacağınız ilk adımın yolunu çizersiniz. İşin sosyal boyutuna bakacak olursak; özdeşleşeceğiniz bir şarkı, diğer insanlara göre ''bak bu şarkı onun şarkısı'' diyebilmelidir.

İkincil olarak ise çevrenizde çok fazla insan olmamasıdır. Çok insan daima kafa karıştırır. Düşüncelerinizin şekillenmesini engeller, kişiyi dağıtır. Çok insan, çok ses demektir. Çevrenizde az ya da duruma göre hiç insan olmaması güzel bir alternatiftir. Her ne kadar toplum tarafından ''asosyal'' şeklinde damgalansanız bile, kafanızın rahat olmasına değeceğini söylemek isterim.

Bir diğer kriter ise sevmek. Sevmeyi becerebiliyorsanız, sevin. Sevgi, dünya içerisindeki en özel duygulardan bir tanesidir. Sevgi, dünya üzerinde fark yaratacak insanların doğmasına ve astronomik derecede yazıların bulunmasına olanak sağlayan bir anahtarıdır. Üzülmemek için verebileceğim en güzel tavsiye, asla beklenti içerisinde olmamanızdır. Beklentiler, kişinin en zayıf noktalarını oluşturur. Bu yüzden bazı şeyleri yaparken ''karşılıksız'' olarak ilerlemek oldukça önemlidir.

Hayatınızı asla bir başkasının üzerine kurmayın. İster karşı cins olsun, ister aileniz, isterse bu şey işiniz olsun. Hayatınızı bir başkasının üzerine kurmanız sizin kendi hayatınızı yaşayamamanıza sebep olacaktır. Bu yüzden bencil olun ve hayatınızı kendiniz üzerine kurun. Zevklerinize, isteklerinize, hayata karşı bakış açınıza göre yaşayın.

Dünya içerisinde bir çok farklı dünya vardır. Sistem içerisindeki en tehlikeli dünya kuşkusuz iş dünyasıdır. İş dünyası, sistemin seni kullandığı ve senden faydalandığı en temel yerdir. Sadece sana yetecek kadar (hayatını götürebilecek kadar) para kazanmanız yeterlidir. Mutluluğu çok eşyalı evlerde ya da bazı teknolojik şeylerde aramayın. Sistemin gözünü kör etmesine asla izin verme.

Kendi zevklerini ve düşüncelerini keşfetmek için en güzel yollardan bir tanesi kitap okumaktır. Kitap okumak aynı zamanda kültür ve devamlılık ister. Keşfetmeyi asla bırakma! Keşfetmeni genişletmek için arada bir alkol kullan ve dozunu kaçırmadan düşün. Ufkunu açmanda yardımcı olacaktır.

Kendine hobiler edinmeye çalış. Sistemin dünyasından bir anda olsa kurtulmak için hobilerini araç olarak kullanabilirsin.

Kısacası hayatını basit yaşa. Kendi hayatını yaşadığın için kendini önemli gör ancak unutma ki sen ve ben sistem içerisinde basit parçalarız. Bu yüzden sistemin dünyasında asla büyük bir insan değilsin ve olmayacaksın. Eğer sistem içerisinde büyük bir insan olduysan bil ki asla hayatını yaşayamamışsındır.

Unutma ki bu hayat senin hikayen, sistemin ya da bir başkasının değil.

2 yorum:

  1. Merhabalar,
    Blog keşif etkinliğinden geliyorum, bloğunuzu takipteyim^^
    Siz de bloğumu takip ederseniz memnun olurum.

    vintagenmakeup.blogspot.com

    Sevgiler,
    EK

    YanıtlaSil
  2. Güzel öneriler... Kaleminize sağlık... Sevgiler...

    YanıtlaSil