Kahve Arası #2



Hala hayatıma kim gelse yabancı,
kime baksam yabancı.
kime dokunsam,
kiminle konuşsam,
kimin gözlerinin içine baksam,
kimi düşünsem,
herkes yabancı.

Sadece senin dışında...
__________________________________________________________________________________________________

Hayatın gelgitleri konusunda hiç iyi değilim.
Senden öncede iyi değildim,
seninle de iyi değildim.
senden sonra hiç iyi değilim.

Nerede Kalmıştık? Evet, Dört Duvarda!

Yıllar önceydi sanırım. Aşk, sevgi, nefret ve hissizlik arasındaki dört duvarın arasındaydık. Duvarların varlığını ve kalınlığını dokunmaya başladığımızda anlaşmıştık.
İnsan her şeye alışır. - Albert Camus
Kadınları gerçekten çok ilginç bulmuşumdur. Kadınlar diyorum çünkü dört duvardaki duyguları bir erkeğe yaşatabilen ender varlıklar.

Bir bakışı sevdirir,
bir gülüşü aşık edebilir,
bir davranışı nefret ettirebilir.
bir ayrılık hissizleştirebilir.

Bir aşkın öğretmediğini bazen bir ayrılık öğretebilir. Bir kadını kusurlarıyla beraber sevmeye başlamak aşkların en yücesidir. Ne yazık ki bunu severken ya da aşık olurken değil, ayrıldığımızda öğrenebiliyoruz. Bu yüzden her zaman kaçan bir trenin peşinden koşmaya devam edeceğiz.

Kahve Arası #1



Bazı akşamlar kendimi, geçmişimde buluyorum.
Adım attığım her sokak seni bana anımsatıyor.
Gördüğüm her yer, gökyüzündeki siluetini kafamda canlandırıyor.

Aslında gözlerin geride değil, ileride olması gerektiğini senden öğrenmiştim.
Gözler hep ileride, geleceği görmeye çalışmaktı onların amacı.

Kendimden bir parçanın eksildiğini düşünüyorum.
Eksik bir kalp,
eksik bir yüz.

Eksikliği tamamlamaya çalışınca,
boşluğa daha da çok batıyor gibiyim.

Yine de,
dünya dönüyorsa hala, sen nefes alıyorsun diye.

Timeo hominem unius libri

"Tek kitaplı insanlardan sakınırım..."

Yukarıdaki söz Aristo'nun düşüncelerinden etkilenen Thomas Aquinas'a aittir. Cümle içerisindeki "tek kitap" kavramı dini ya da farklı figürleri çağırsa da, özünde çoğulcu düşüncenin öneminden bahsetmiştir. Thomas Aquinas bu sözü aslında üniversiteler için söylemiştir.

Çoğulculuk kavramı bireyler ve toplumlar açısından son derece özel bir yere sahiptir. İlk olarak çoğulculuk, bireylere ve toplumlara seçim şansı tanır. Farklı düşüncelerin varlığını gözler önüne serer. Farklı düşünceler, farklı bakış açıları ve farklı yorumlamaları beraberinde getirir.

Thomas Aquinas bu sözü her ne kadar üniversitelerin yapı taşlarını belirlemek için söylese de, aslında bu söz bireyin kendisini şekillendirmesi ve geliştirmesi açısından son derece kritik bir yere sahiptir.


Yukarıdaki heykel Hacettepe Üniversitesi'nin Beykent Kampüsü girişinde yer almaktaydı. Üniversite gibi bilginin uçsuz bucaksız olması gereken yerde 2012 yılında üniversite rektörü Murat Tuncer tarafından bu heykelin üzerindeki söz değiştirildi. Değişimin sebebini tam bilmemekle beraber, muhtemelen "tek kitap" kavramının farklı lanse edilmesinden dolayı olduğunu düşünüyorum.

Her ne kadar,


Heykeller yıkılsa da,
düşünceler sansürlense de,
insanlar öldürülse de;

bu söz,
gerçek insanların hayatlarının merkezinde kalmaya devam edecektir. 

Yazımı Etkileyen Noktalar:

İnsan Beynine Bilgi Yüklemeyi Başardılar

Bilim kurgu filmlerinin en önemli yapıtlarından bir tanesi olan Matrix serisini az çok bilirsiniz. 1999 yılında Matrix serisinin ilk filmi yayınlandığında, film içerisinde meşhur Kung-fu sahnesi vardı. Neo herhangi bir şekilde Kung-fu bilmemesine rağmen, beynine Kung-fu bilgisini yüklemişti.

Konuyla ilgili bilgi yükleme kompozisyonu sadece yabancı yapımlarla sınırlı değil. Türk sinemasında yer alan G.O.R.A. filmindeki Arif karakteri de beynine karışık dövüş sanatları yükleyip, Matrix serisine gönderme yapmıştı.

Bilim kurgu filmlerinde karşılaşmış olduğumuz bilgi yükleme işlemi yavaş yavaş gerçek oluyor. Geçtiğimiz günlerde konuyla ilgili başarılı bir adım atıldı ve insan beynine bilgi yüklemeyi başardılar.
__________________________________________________________________________________________________

Amerikalı blim insanları, insan beynine doğrudan bilgi aktarabilen ve bireylerin daha önce hiç bilmediği yetenekleri çok daha kısa sürede öğrenebileceğini sağlayan bir simülatör geliştirdiler. Geliştirmiş oldukları bu simülatöre "hayatın sanatı taklit etmesine" benzetiyorlar.

Kalifornia merkezli HRL Laboratories araştırmacıları, öğrenme yeteneğinin geliştirildiğini ancak bir Hollywood filmlerine kıyasla çok daha küçük bir ölçekte bulduklarını söylüyorlar. Bilim adamları, gerçekçi bir uçuş simülatöründe uçak kullanmakta olan usta bir pilotun beyninden gelen elektrik sinyallerini aynı simülatörde çalışmakta olan çaylak pilotların beynine aktardı.

Aşağıdaki videoda uçak kullanmayı bilmeyen sıradan birinin beynine verilen sinyaller neticesinde uçağı nasıl uçurduğunu görebilirsiniz.


Bir nörobilim akademik dergisinde yayınlanan makalede, elektrotlu başlıklar üzerinde uyartı alan deneklerin, herhangi bir uyartı almayan deneklere göre görevleri %33 daha başarılılı biçimde tamamladığı bildirildi. Dr. Matthew Philips, “Sistemimiz, kendi alanında bir ilk. Bu bir beyin stimülasyonu sistemi.” diyerek sistemin nasıl çalıştığını kabaca özetliyor.

Dr. Philips, bu gelişmenin arkasındaki bilimsel nedenleri “Kulağa her ne kadar bilim kurgu gibi gelse de, sistemi geliştirmemizin arkasında geniş bir bilimsel temel var. İncelediğimiz görev, bir hava aracının kumanda edilmesi, ki bu fazlasıyla algısal performans ve motor performansı gerektiriyor. Bir şeyi öğrendiğiniz zaman beyniniz fiziksel olarak değişir. Nöroplastisite adlı süreçte yeni bağlantılar kurulur ve varolan bazı bağlantılar güçlendirilir. Konuşma ve hafıza gibi bazı yetenekler beynin belirli bölgelerinde barındırılır.” şeklinde açıkladı.

Amerikalı bilim adamları, bu beyin stimülasyonu sürecinin araç sürmeyi öğrenme, yeni bir dil öğrenme ya da sınavlara hazırlanma gibi amaçlar için de kullanılabileceğini belirtiyor. “Sistemimizin yaptığı şey, beynin belirli bölgeleri siz öğrenme sürecindeyken hedefleyerek geliştirmek. Kullandığımız yöntem aslında oldukça eski. Antik Mısır’da 4000 yıl önce elektrik balığı kullanılarak beyin uyarılıyor ve acı azaltılıyordu.” diyerek eskiden ilham almayı öğütleyen Dr. Philips, beyin stimülasyonunun öğrenme yeteneği üzerindeki önemini tekrar vurguluyor.

Kaynak & Bilgi: